Beklenir göçmen kuşlar gibi eylül Şehrin üstündeki denizde Yavaş yavaş toplanır göç Bir sonraki sıcağa kadar El ayak çekilir şimdiki soğuktan Kanatlar altından atılan son nazarlar, çığlık çığlığa Bazıları son kez görüyordur belki, kim bilir O yüzden vedanın hakkı...
Hep uzaktı bir şeyler hayatında Ya bacakları adımlara, ya kolları tutunmaya. Yakınlaşmayı arzu ettikleri tıpkı bu ev kadar yakın, adım atmaz ayakları gibi uzaktı. uzak kalmak ne kadar acı ise, yakında olmak da tıpkı o siyah kargaların uzaklaşmak istediği ev gibi...
Çiftlerin birbirlerine söyledikleri rutin replikler ve psikolojik mealleri -Sen değiştin… (suçlama, karşısındakinin değişen ihtiyaçlarını okuyamama ya da tehdit olarak algılama, öfke) -Hayır değişmedim….sadece… (savunma, ihtiyaçlarının farkında...
Şu giden yıla ne çabuk sırtımızı döneriz. Yeni yıl için geri sayım başladığında, gidene hüzünle gelene ise umutla bakışımızın ardında ne var acaba? Hayal kırıklıkları, ayrılıklar, başarısızlıklar, hastalıklar, ve pek çok şeyle yüklü olan eski yılın, üstümüzde...
“Aslında tüm cinayetlerin faili bellidir. Fiili gerçekleştiren bildiği için ne kadar meçhuldür ki cinayet. Tanığı olmadığı ya da cinayet mahalinde iz bırakmadığı için mi fail meçhuldür? Failin kendisi aynı zamanda tanığı değil midir? Ya da anılarındaki görüntüler,...
B e n i m d ü n y a m d a… “Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde. İçimdeki benler, kral ya da kraliçe iken, ötekiler bahçemde teba iken. Kontrol elimde, dünya zihnimin içinde, ben herşeye muktedir iken. Benimkilerle muhabbet eyleyip, benim olmayanları...
“Dünyanın düşükleri ya da başka toprakların tohumları” Nevhan Varol / Psikeart Mart, 2013 “kök sal, dedi doğa..kök sal ve tutun bana..aslında nasıl olacağını gösterdim sana, dedi.. neden yapamadığına inandırmak istiyorsun beni ve kendini?.. kök sal, dedi doğa…sen bana...
Ah o cennet günlerim..Ah o bir eli balda bir eli yağda kıvamında günlerim…Bilmezdim alem-i devrana düşmeden önce o kutsal bahçenin bu kadar güzel, bu kadar rahat, bu kadar mutluluk verici olduğunu..Nereden bilirdim bu aleme geç düşenlerin, o cennet mekanı bırakmak...
“Hep aynı durakta iniyordu. Nereye giderse gitsin, aynı durakta inmek sanki hep hareket etmek ama hiç ilerlememek gibiydi.Her seferinde aynı sokaklarda gezip, bilmediği sokaklara, kentlere, binalara girmeyi bir sonraki yolculuğa bırakıyordu. ” Hayatta kalmak ile...