nakkaş ile müteferrik(a)

en güzel şabatta dört duvarı istanbul olan eski şehirdeki hana tophaneden yukarı dört nala sürmüştü atını heybesinde cilt cilt büyülü kelamlar ile müteferrik(a) fetihten beşyüzellialtı yıl sonra en güzel şabatta gökkubbe gözlerini karartmış ha ağladı, ha ağlayacak...

bi-r/z

ben seni, bendeki halinle sevdim bıraktıkların ve unuttuklarınla emanete hıyanet olmaz dedim seni ben, derinlerine sakladığım parçamla sevdim kucağına bıraktığım yetim geleceğimle sevmek sahip çıkmaktır sabiye, çıkarsın bekledim ben, seninle büyüttüğüm bizi sevdim...

can-ı yosun

Hiç şaşırmamıştım oysa Dolandığında ayağıma Ne işi var toprakta Bile düşünmeden Yosuna  Mavide yüzmeye alışkın cana Şaşırmadım hiç dolanıp sarılmasına yaşayamayacağı yerlere koşmasına Halbuki olmalıydı hey hak tam tersi olmalıydı Şaşırıp koparmalıydı kahveden ve...

Suret-i lügat

Geçmediğin Geçsen de inmediğin durakları tanımazsın Bilirsin adını sanını Hakkında söylenenleri Belki sen de edersin bir iki lakırdı Hafazanallah eksik kalmazsın Geçene kadar Geçipte inene kadar Bilmezsin Ah nedir Af nedir Aşk nedir Savrulur, parçalanır lügatlarda...

Nala’ya mektuplar -V-

Nala, En güzel şiirlerimi yazdım İçinden tramvay geçen Elinde bavulla O karayolunda, önünden pembe cadillac geçen,! geçerken etekleri havalanan kadının gideceği kentleri anlatan Bir kısmını okudun Severdin de yazdıklarımı Ya da öyle derdin, Önemli de değildi aslında...

eğer

Herşeyi görebilseydin eğer üstünde yürüyen kımılları derinin ardında saklanan kızılnehirlerin yatağında akan temiz ve kirli suyu aynada saçını tararken sinene çarpan yüreği dayanabilir miydin cam gibi olan kırılganlığına. Tutabilir miydin bıçağı elinde ekmek keserken...

Haller , mevsimler

Mavinin üzerinde yürüyordun Batan şehirde Köprü henüz sağlamdı Yürüyordun mavinin üzerinde Ardından bakıyordum Bir fotoğraf içine yerleştiriyordum hallerini Öyle her insanın iklimleri gibi sıcaktan soğuğa yağmurdan kara, ardından rüzgara Kışı sevmem, kış çocuğuyum...

Kayıt dışı kayıplar

Bana bir Eylül borçlusun Hani açan çiçeklerin yerini solan yapraklara bırakmasını Mavinin bulutlara kucak açmasını Yeşilin sarıya dönüşünü Göçmen kuşların vedasını Bir Eylül borçlusun bana Dikilen tohumlardan çıkan mahsülün toplanmasını Sıcağın kendini soğuğa...

Nun yemini

Yemin Ayetlerini bilmeden yemin etmiştim ben hem güneşe hem aya üstünde yürüdüğüm toprağa o gökteki ve hatta toprağın sınırındaki maviye taşıdığım bedene içimdeki nef(e)se bilmeden Yemin Ayetlerini and içtim kaybolduğum yerde bulmaya kazandıklarım kadar...

Büyük günahlar mevsimi

On iki aralığı vardı başlangıcın ve iki kapısı güzden çıkışın yedi ölümcül günahın çiçek açtığı en kısa mevsimdi aşk ve mevsim o mevsim olmasa günahların saklanacakları yeri olmazdı on iki aralıktan başladılar sızmaya iki kapıdan kustular kendilerini,çok geçmeden...