bıçak gibi

bıçakları seviyorsun; ardından, korkumu dindirecek binlerce derin öpücüğü desteklediği için. beni, bıçaklar altında seviyorsun; ardından, tekdüze geçen hayatına derin zevkler katmayı desteklediği için. bana olan sevdan, bıçakları bıraktığın gün bitecek. ardından...

tren

nereye gittiğini bilmiyordu içi sıkkın hazırlandı nesi varsa aldı geçmişten şu andan kafasının içine tıktı bavulunu tıkıştırır gibi… nereye gittiğini bilmiyordu sadece vaktinden önce tren kalkmadan, istasyonda olmalıydı… bineceği tren hep aynı duraklardan...

pontiac & karga

Uzun iki şeritli şehirler arası yolda son hızla giden 1950 model üstü açık Pontiac… pamuk şeker pembemsi arabanın içinde siyahlar giyinmişti,,, elektrik tellerinde konaklayan smokin duruşu içinde iki karganın altından bilmem kaç mil hızla geçtiğinde ağzındaki...

telifsiz duygular

“Ve adam,,,sanki bir yeni hikayeye başlamış gibi oturuyordu ekranın başına. Kimi zaman bilgisayar, kimi zaman telefon,,, eskiden olsa, daktiloda bir kaç satır yazılmış ve bırakılmış bir beyaz sayfa derim. Sanırım, meslek hastalığı gibi bir şeydi...

yeryüzündeki son aşk*

içindeki karanlık çökünce yüreğine.. bilmeden, yavaş yavaş, unutacaksın anılarını içindeki karanlık çökünce yüreğine, neden öfkeli olduğunu bilmeden; ve kızgınlığın içindeki alev rengi .. en başta nefretin kendine ise, unutacaksın anılarını. önce kokularını...

ahde vefa

mürdüm gözlerde kekremsi bir tattır yaz şarabı, kehribar ile içildiğinde ve henüz on iki puhu uçmamışken gökyüzüne iki eylül hırsızı çoktan çöreklenmiştir ahde vefanın üzerine