Yok böyle bir ülke diyorum Süreya, inanmıyorsun Elimde bavul biniyorum tramvaya Beyazıt’tan son durak Üvercinka’ya Elimden tutuyorsun ya Süreya Ellerim,,, ellerimde atıyor yüreğim Bir avazda sınır kapılarına geliyorum Şehr-i şiirinin Sormadan ekleneceğim...
Eski çamlar bardak oldu Derler ya Ben yeni bir çam ektim Yürek bahçeme Kozalaklarını bekliyorum Düşmeden toplayayım diye Hatta bak, bir kuzgun kondu üzerine Belki o eski çamların dallarından Kanatlandı Belki o çamların kozalaklarını Alıp bir çukura gömdü Ama ne olursa...
sen beni, beni sen hep sözde sevdin sevgilim sözler uçup gitti sen beni, beni sen hiç hareket etmeden sevdin sevgilim Hareket oysa, oysa hareket devrim demekti sen benim devrimime bir karşı devrimdin hareketsiz işte şimdi sevgilim ben seni, seni ben, istiklal...
yıkık kentlerin surlarından semaya havalandı bir çift kanat. geldiği alem viran, geçtiği devran eski, içinde gideceği kentin resmi. kadim kentin surlarından havalandı semaya bir çift kanat. gördüğü suretler biçare, izlediği gölgeler naçar, suretinde, adadığı aslı...
tek kelamın, çok şey söylediği mekan-ı hiçten, kelamlar savaşında kaybolan söylemlerin mekanı olan, şehr-i vuslat’a bir mesaj taşır içi ak, dışı kara biliciler… derler ki; “siz ki, elinizdeki işaretlerle eşiğimdesiniz,,, siz ki, deryada bir...
bilse durmaz insan arkasındakini duvarın ya yürür ilerler arkasından ya geçer gider önünden. ne arkasında bıraktıklarına ne de ötesine geçmeye dertlenir. ve bilse insan, kendi duvarının arkasında yalnızca kendi gizlenir ya gider gizi çözer ya kaçar gizlenir… ve...
tütsü kokan mabetlerine gitmedim hiç doğunun ama kokusunun, taa içimden çıktığını bilirim o deli anlarımda. benliğimin bir bölümü gezinirken zamanın yelpazesinde bilirim tanıdık gelmiştir o sarı-gri, özlem ve sevgi kokan tanrı evleri… girmişimdir mutlaka...
içi boş kelimeleri sökerek indiriyorum, yazdıklarım geçmişinizle yüklü olmasın diye. duyulmamış sesleri indiriyorum sökerek, söylediklerim yanlış anlaşılmasın diye ve parmaklarımla kazıyorum yaşanmamış görüntüleri ayrılık otu kalmasın diye...
bir sigaranın ateşi ile deler gibi, umursuz, deldi yaşamı ve yaşam, sigara ateşi ile korlaşan, ufak bir kızıl noktadan büyüyerek, içinde kaybolunacak kızıl bir çöl yarattı… çöl, hem uçsuz bucaksız hem sıcak hem kum kadar zengin … çöl, bir o kadar yalnız,...