sepya anılar

arnavut kaldrımları da azaldı booozaaa sesiyle ısınan kış akşamları da hani nerede çocukken bir fincan kahve için  çaldığımız komşu kapısı hiç unutmam başına çatkı çatan  başı sinirden çatlayan mevhibe teyzeyi sanırım kocası rıza amcayla kavgaydı sebebi şehir hatları...

afet-i devran -I-

Biraz pusluydu bu sabah kent, tepesinde dumani bulutlar akşamdan kaldığı belli mihrap yerinde bir afet-i devranın uyanışı gibi, biraz pusluydu bu sabah kent, onu pusun ardında uyanmaya bıraktım

afet-i devran -II-

Hani uyanmaya bırakmıştım ya afet-i devranı yatağında ve ben yanından kalkıp çıktığımda yola, o biraz mahmur biraz dağınık, üstüne aldığı sabahlığın kemerini önünde düğümlerken ardından saçlarını tepesinde toplayıp bir kalemle sabitlerken gün çoktan başlamıştı,,,...

canlı bomba

şimdi adım adım yürüyorum  öyle koşarcasına değil yani bir canlı bombanın yanına düşsem  yüzü en son gördüğüm kare olur belki o kadar yavaşlasam yani daha da slow motion olsam olsa dünya tutsam elinden fitilin, dinamitin, fünyenin, öfkenin kessem kırmızı kablosunu...

alaterial’ın doğumu üzerine rivayetler

sorabesin yüzünde/n kayboldu bir kadın çok çok eski zamanlarda mahallenin, mahalle tadını yaşadığı  yedi tepeli şehrin zindanlarının yamacında,  o küçük evde doğduğu gün, annesinin kucağından  kovulduğu söylenen ve ruhu şehrin iki kıyısında kaybedilen o küçük çocuğun,...

z-anların keşfi

şüpheli şeylerin keşfi için yola çıkanlar  fem-i nun üzerine bir lal taşı koydular fem, vakti gelinceye kadar sussun diye bildiklerini, iki lahit içinde dokuz mühürle  kıyıya bakan iki kentin limanlarına sakladılar gemiciler hayra yormazlar deniz kızı görmeyi ve...