bilicilerin fısıltısından : AynŞınKaf

makan-ı hiçten yerküreye düşen; söylenemezlerin.. ve duyulamazların… ve görülemezlerin.. ve dokunulamazların, şehr-i vücut bulduğu andır, doğum anı. ki onlar, kamil olmaya ne kadar yakınsa, o kadar çok bekleyeceklerdir, mekan-ı hiçte. ki onlar, ne kadar uzak ise...

suretin iç sesinden : suret-i yakın

nereye baksam bir isim. önüm, arkam, sağım, solum… kutsalım: doksan dokuz. hepsi yürekte eder, yekun-ü bir. şah damarıma kurban; …yakınım..yakınsın…yakın

suretin iç sesinden : suret-i infaz

doğumundan öncesi kadar uzak yollardan, çağrısını duyduğu,… ismini yüreğinde taşıdığı, suret-i pinhanın.. kelam-ı pinhanın… yüreği pinhanın yaşadığı kente, şehr-i İstanbul’un yedi kuleli kapısına geldi. vücut buldu, taşıdığı ism-i miras; nef(e)s...

isimsizler mezarlığı

kendilerini başkalarına dayayanlar diyarında yürüyenlerin izleri silinir kumsalda, rüzgardan her adım yalnız kalır hatta aksak bir bacağı kısa bir adamınki gibi adımlar hem uzaktır birbirinden hem de biri daima yüksekten bakar yürü, ardına bakmadan sahilde sil izleri,...

resmi tarih sözlüye kalkarsa

tramvay yolları bir öykünme ise de geçmişe bu yollar vatmanın zili ile inlemiyor artık bir ara güler karesinden fırlayan turistik yorumudur istiklalde yaşanan ne o ince sivri topuklarla, fötr şapkaların devşirme inkilapları ne de şimdinin içi boş modern cemaati...

dandy draje ve bisiklet aşkına

“usta” ve “ölüm” ne demek bilmediğimiz yağ ve balı satıp, ustamız öldüğünde sekerek gülüştüğümüz günlerdi hani komşu çocuğa bilmem kaç dandy draje verirken bisikletine binmek için akşamına ben düşüp dizlerimi kanattığım o da bir tomar sakızı...