kurumasını bekle imzanın

protez bacağını yok sayıp, vatan siperlerinden aldığı şerefle aksak yaşanan bir yaşamın sonunda birden aklına düştü: uykusunda ölürse bacağı yatağın kenarında kalacaktı ve natamam görünecekti sonsuz uykusuna uğurlanırken ….gözlerinden tek bir damla yavaş yavaş...

12.12

Yok artık saatlerde on iki vurmayacak bir daha, ne gece ne gündüz ya atlayacak zaman ya da geç kalacak ertelenmiş dünlerin geç kalınmış yarınlarında bir gözü hep dağlanmış olacak sonrası üst üste binmeyen görüntüler renkler dağılmış, notalar susmuş ve kelimeler dilsiz...

masumiyet çağı

masumiyet çağımızı bitirdik çoktan ne iç savaşlar patlak verdi sınırlarımızda ne korkak göçler oldu senin kıyılarından bana, benim kıyılarımdan sana oysa hiç bitmez sandık süt kokan bebekliği aşkımızın ama er geç kesilir memeden bir çocuk gibi ikili yalnızlık tutkunun...

jenerik sonlar

Sökülerek satır aralarından indirilmiş başı sonu devrik cümlelerin arasından düşen ya da cümleden çıkarılsa bile anlamı bozmayan kelimelerle replikler uçuşur sahne tozunu yutmuş yüzlerinde mimiğini arayan rollerin etrafında Kostümler dönemsel Mekan ve zaman...

yok ülke

Yok böyle bir ülke diyorum Süreya, inanmıyorsun Elimde bavul biniyorum tramvaya Beyazıt’tan son durak Üvercinka’ya Elimden tutuyorsun ya Süreya Ellerim,,, ellerimde atıyor yüreğim Bir avazda sınır kapılarına geliyorum Şehr-i şiirinin Sormadan ekleneceğim...