Bugün düşündüm de Nâla Ne kadar da hırçındın Sakladın uzunca engin denizlerden aldığın dalgaları Sanırım poyrazın fazla idi başında Ama bir o kadar da meltemin vardı sıcak sıcak kıyılarına vuran, sabreden hissederdi Nâla, bugün düşündüm de her mevsimini görmektir oysa...
Uyan Nâla Gözlerinden uykuyu sil Biliyorum sabahları neşeli kalkmadığını Yataktan çıkmanın hatırlamak olduğunu Uyan Nâla Sıkılma ve saklanma Herkes gibi kalkmadığın için kendine kızma Nasıl uyanırsan Nasıl kalkarsan Tavana baktığın Bakıpta maviyi görmediğin içindi Tüm...
eline aldığın kağıtlara şiir yazamadığın zamanların oyunuydu kağıt uçaklar onun yanına koşarak gidip “hadi uçak” diye dercesine, gözlerine ardından, elindeki beyazın kanatları oluverirdi uzağa atamasan da süzülürken gözlerinden maviye şiir gibi iki kanat...
Şimdilerde sadece ağaçlardan topluyorum Kırmızı elmaları eğri büğrü Küçük çilekleri dallarından koparıyorum Mevsiminde dokunuyorum Yeşile, sarıya, kuru dallara çiçekleri koparmıyorum artık bahçemde yer açıyorum serpilmeleri için hele bilir misiniz bakıra bile aşık...
handelson ile clinton sokaklarının kesiştiği köşedeki evde Ms April in misafirleriydik… ve hala çıplaktı ağaçlar sokak ne garip günün her saati ıssız her katında bir milletin yaşadığı o kahverengi ahşap ev verandasında eski filmlerden kalma ahşap bir koltuk,...
çıkarınca o şatafatlı kıyafetleri üstünden etinin üstünde kıyafetlerin altında bir yamalı iç etek çirkin uyumsuz bir astar kirli iç çamaşırları sıyır, soyun, görün … çirkinimle yan yana çirkinini güzelin yanına eski bir oyun siyah-beyaz : “güzellik mi...
kadim kentlerin üzerinde kurulur gerçek kentler nefesi gizemli bir ruha mühürlü yenidir uydu kentler,,, gelişkin, gösterişli oysa eskinin en fakir semtinden bile fakirdir ana caddeleri kente ruhunu veren yaşanmışlıkların izi takipsiz ya da içinden çıkılmaz bir...
Dur ortasında ve çapı sen olan bir daire çiz ne içine çek dünyayı ne dışına çık dünyanın orada, izlediğin toza bulanmış gerçekliğin Dur ortasında ve çapı ben olan bir daire çiz pergelinin ucu üstadında olan ve her döndürdüğünde bir ayağını, diğer ucu yüreğine saplanan...
Hayal mahal hatırlıyorum kıyıdaki balıkçıyı köprü üstünden Karaköy’e yürüyüşümü Hayyam handa ninemle simit yediğim küçük büroyu Yanımdan geçen çivi topuklu ayakkabısı ile moderniteye yeni yeni alışan kadınları fötr şapkaları altından bakan er bakışları Mevkili...