Mart 09, 2021

Neden Masal Anlatır Kimileri?

Neden Masal Anlatır Kimileri?

Narsisist bireyler neden farklı bir kimlik/kendilik için bir çaba gösterirler? Neden gerçek kendiliklerini sahte bir kendilik için öldürürler?
Yazan : Psikoterapist Sam VAKNİN
Türkçeleştiren: Psikoterapist Nevhan VAROL

Çoğunlukla, hayranlık duyduğumuz kişilerin özel ve sosyal yaşamındaki farkları görmek bizleri şaşırtır : ünlüler, devlet adamları, yıldızlar, yazarlar ve diğer başarılı figürler.

Bunlar, sanki iki kişilikli bir hayat yaşarlar: Bu yaşamlardan biri “gerçek” tir ve sadece çok yakınları tarafından bilinir. Diğeri ise “sahte” ,“çakma” ya da “tasarlanmış” bir yaşamdır ve kamusal göze, hayranlara, seyircilere yönelik olarak yaşanır.

Tıpkı bu ünlü kişiler gibi, narsisistlerin de özel hayatları, gerçek bir kendilikleri, yakınları tarafından gözlemlenen gerçek bir ilgi/çalışma alanları yoktur. Onların yaşamı, kendi seyircilerine yönelik bir teşhir alanı ve kendisi için gerekli narsisistik besinleri özgürce ve bedelsizce (kendince bedelsiz, çünkü aslında kendini gerçekleştirmemek ödenen en büyük bedeldir) topladığı bir mutfaktır.

Bir tiyatro sahnesi olan narsisistin yaşamında, aktör anlamsızdır. Yalnızca şov devam eder. Sahtelik her yeri işgal etmiştir. O, olmak istediği ama aslında asla olamayacağı tüm güçlü, her şeyi bilen, fethedilemez, incinmez, göz kamaştırıcı, mükemmel biridir. Kısaca bir Tanrı(cık)dır.

Narsisistin en önemli hedefi, diğerlerinden narsisistik ihtiyaçlarını temin etmektir : takdir, beğeni, hayranlık, yaltaklanma-dalkavukluk, korku ve hayranlık bulaşmış saygı, boyun eğme ve sürekli ilgi. (narsisist bunlar olmadan yaşayamaz, bir aktörün alkışa olan ihtiyacı gibi o da bunlara ihtiyaç duyar.)

Narsisist, yaşamını, bir masal anlatıcısı gibi inşa eder ve bu inşaatın amacı, sahte kendiliğinin (içi boş, kof, safsata bir kişisel öykü) asılsız iddialarını ve büyüklenmeciliğini pekiştirmek, göstermek ve ispatlamaktır.
Bu anlatıcı, kendisi için önemli olan kişilere, kurguladığı öyküdeki rolleri dağıtır. Ne yazık ki anlatıcı için bu uzun soluklu olarak devam ettirebileceği bir çaba değildir: Gerçeklik, bu anlatıcının masalına izin almadan girecek ve masal anlatıcısını, yaratmış olduğu sahte tanrısallığı ile sıkıcı,donuk,yavan dünyası arasındaki bir cehennem çukuruna yuvarlayacaktır. Ben bu uçurumu büyüklenmeci yarık ( zirvesi mükemmel masal, dibi gerçeklik) olarak adlandırıyorum. Buna ek olarak, narsisistin hayatında yer alan anlamlı figürler, sıklıkla kendilerine verilen rolleri oynamayı ve masalın bir parçası olmayı red ederler yani narsisiste karşı kazan kaldırıp, onu terk ederler.
Narsisist, kendi hayali algısından ayrılmanın verdiği acıyla başa çıkabilmek için öncelikle gerçekliği inkar edecek, görmezden gelecek ve açık gerçekliği filtreleyerek kendisine uymayan yanları masalın dışında bırakacaktır. Ardından, eğer bu başa çıkma stratejisi işe yaramaz ise, narsisist yeni bir öykü oluşturacaktır. Ki bu yeni hikaye, bir önceki hikayenin baltalanmasına ya da değersizleştirilmesine hatta hiç anlatılmamışcasına o hikayenin inkarına yönelik pek çok verinin manüplasyonunu içerecektir.

Narsisist bireyin büyürken içselleştirdiği kişiler ve içsesler (ebeveynler, rol modeller, ve önemli yaşıtlar/akranlar) çoğunlukla olumsuz ve sadistiktir.

Söz konusu içselleştirme, gerçeğin çarpıtılarak yeniden yorumlanmasında önemli bir yer tutar. Çoğunlukla olumsuz içselleştirmeler – ya da uydurulmuş, temelsiz, ve kontrol edici bir içselleştirme- narsisistin gerçeği sağlıklı, etkin ve etkili yorumlama becerisinin gelişimini baltalar.

Aşamalı olarak, birinin dünyayı ve gerçekliği algılamasındaki bu uyumsuzluk gitgide katlanılmaz bir patalojinin, kişiye ve ilişkilerine zarar veren başa çıkma stratejilerinin ve işlevsiz uğraşların ortaya çıkmasına neden olur.Ek olarak acı veren erişilmeyen tutarsız fanteziler ve sanrılar, yerini teşhirci davranışlara, duygulara, düşüncelere ve eylemlere bırakır. Böylelikle narsisistin duyduğu negatif dışseslerle, pozitif iç sesler takas edilir. Dışardan içeriye odaklanan bu ses değişimi için seçilen narsisistik savunmalar ise şöyle sıralanabilir:
ya şizoid bir çözüm ile dünyadan el ayak çekilir
ya antisosyal/psikopatik bir savunma ile saldırganlaşılır
ya da yeni bir kişi ile kaynaşarak ortadan kaybolunur

Sahte kendiliğin gelişimi ile gerçek kendilik paralize edilir ve gelişimi duraklatılır. Bu aşamadan sonra narsisistin yaşamında kemikleşerek körelmiş gerçek kendilik neredeyse hiçbir zaman aktif ya da pasif bir rol alamaz. Hatta psikoterapi ile bile narsisistin içindeki gerçek kendiliği harekete geçirmek çok zordur. Sahte kendilik kendini bazen kırılgan, muhtaç, masum bir çocuk gibi teşhir eder. Gerçek kendilik ise narsisistik ihtiyaçların temini, kontrolü ve sempatisini kazanmak için adeta bir yem olarak kullanılır ve hedefe ulaştıktan sonra terk edilir. Narsisistik beslenme azaldığı, tatmin etmediği zaman sahte kendilik zayıflar ve harap düşer. Bu harabiyet ve zayıflık, kendine zarar veren, alıngan, şımarık yanıyla gerçek kendiliğin bastırılmasına neden olur. Gerçek kendilik tatildedir ancak zaman zaman parladığı anlar vardır lakin bu anlar çok kısa ve önemsizdir.

Narsisistin, idealize edilmiş (sahte) kendiliği onu ulaşılması imkansız hedefler koymaya zorlar. Açıktır ki bunun sonucu engellenme ve hayal kırıklığıdır. Hatalar ve ters giden işlerle birlikte nefret ve öfke duyguları birikir. Bu birikim sürekli sadistik yargıya yardımcı olur ve narsisistin içselleştirilmiş sadistik süperegosu tarafından kendini azarlamasına, ölüm fantezileri ile cezalandırılmasına ve böylelikle sahte kendiliğin devamına ve savunmasına hizmet eder.

Narsisistin sahte kendiliği ile gerçek kendiliği arasında bir çatışma yoktur.

Öncelikle gerçek kendilik, şişmiş ve savaşçı sahte kendiliğin karşısında çok zayıftır. Ek olarak sahte kendilik uyumludur ancak bu uyum gelişime değil duraklamaya gerilemeye ve zarar vermeye eğilimlidir. Bu sağlıksız, hastalıklı uyum, dünya ile başa çıkmaya yardımcı olur ve zayıf gerçek kendiliği savunan bir kalkan görevi görür. Sahte kendilik olmadan gerçek kendilik çok incinecek ve bu incinme de narsisistin bütünlüğünü, gerçekliğini, dünyasını dağıtacaktır. Ki bu parçalanma onları yaşam krizleri içinde işlevsiz kılar.

Narsisistin sahte kendiliği, patalojik bir savunma olarak önemli iki fonksiyonu üstlenir:
1. Sahte kendilik bir çeşit yem olarak hizmet eder. O bir ateşlendiricidir. Gerçek kendiliğin bir uzantısı ya da maskesidir. Acıların, incinmelerin ve olumsuz duyguların ortadan kaldırılmasına, hissedilmemesine yardımcı olur. Narsisiszmin gelişim dönemindeki çocuk bu maskeyi keşfettiğinde ebeveynlerinin ilgisizliği, kontrolcülüğü, sadizmi, sömürüsü ve boğmalarına karşı bir bağışıklık kazanır. Bu bağışıklık çocuğun kendini korumasına, görünmez, silik, zayıf ama bir o kadar da tümgüçlü hissetmesine yardımcı olur. Ve bunu yaşamı boyunca tüm ilişkilerine taşır.
2. Narsisistin sahte kendiliği, gerçek kendilik olarak beyan olunur. Narsisist dünyaya kendi hakkında şunu bağırır:
“ Ben sizin düşündüğünüz gibi biri değilim. Ben farklıyım. Ben bu harika adamım/kadınım. Bu nedenle daha iyiyi, zahmetsizce ve saygın bir muamele ile hak ediyorum.”
Bu sahteliğin içindeki mükemmel kendilik, narsisistin içselleştirmiş olduğu ve kendisine aynı şekilde davranan ebeveyn ya da rol modellerinin bir taklididir.
Bu roller, narsisistin hayatta kalmasına ve dağılmadan sürdürebileceği bir ruhsal dünya yaratmasına yardımcı olur. Bu nedenle, sahte kendilik narsisist için işlevsiz gerçek kendiliğinden çok daha önemlidir
Bu iki kendilik yani sahte ve gerçek kendilikler, neo freudyenlere göre bir bütünün parçası değildirler. Sağlıklı insanların sahte kendilikleri yoktur. Evet, sağlıklı insanların da dış dünyaya taktıkları maskeleri vardır elbet lakin bunlar sahte kendilikten oldukça uzak ve çoğunlukla bilinçdışı ve dış etkenlere bağlı bir geridönüt ya da zorlanmalara karşı takınılan maskelerdir.